SESSİZ ISLIK / Köşe Yazısı - İrfan ALTINTEL

12.4.2014 22:34:42
İrfan ALTINTEL

İrfan ALTINTEL

Artık uzaklarda kalmıştır, soluduğun toprak kokusu.

Suskun, tedirgin bakışlar buğulanmış camlar arkasından bir anlam yüklemeye çalışmakta bu yolculuğa. Yorgun bedenler, kana boyanmış gözler, dinlenmeksizin bir yığın insanla yapılan bin kilometrelik bir yolculuk.

Küçük sohbetler başlamıştır sıkışık koltuklarda ve “gülümse” diye bir şarkı söylemektedir Sezen AKSU ırgatlara, dinlenme tesisi yazar ışıklı tabelalarda. Bu söze ne kadar uzaksındır zira sen dinlenmemek üzere çıkmışsındır bu yolculuğa.

Masalarda oturman ve yemeğinin servislerle süslenmesi alışamadığın bir yabancılıktır, keza bir yemek kadardır tüm birikimin. Onu da vermek üzeresindir kasadaki obur adama.

Ama olsun…

Nasıl olsa kısa zamanda fındık toplamaya başlayacaksın, yevmiye artı yemeğini verecekler. Bu kadar uzaklaştıktan sonra kendi topraklarından, geri dönebilmek için bahaneler kovalarsın içinden. Küçük bir sebep olsun istersin dönmek için ama rızkın peşi sıra ölesiye bir koşuşturma kalır hep payına.

Her şey ürkütücü bir soğuğa dönüşmektedir. Nasıl bir boşluğa düştüğünü anlamaya çalışmak nafiledir… Çocukların yüzlerinde korkuyla karışık endişeler ve derinden bir pişmanlık sarar iliklerini.

Şafak sökerken mahmur gözler başka bir tabiata uyanır ve yeşilin ilahi bir torpil geçtiği topraklardasındır artık. Biraz su, ekmek ve bir karpuz… Sahil yolunun yanı başında ilk gördüğün çimenliğe gazete serersin, herkes sofraya üşüşür. Bölünmüş ekmeğin ilk parçasını ailenin babasına verirler. Karpuz ekmek kadar lezzetli başka bir şeyin olmadığını söyler aile fertleri. Buralara sırf gezmek için gelinir derler ama… Bu bir ailenin baba onurunu korumak için giriştiği küçük bir oyundur aslında. Bunun farkındadır, bunu bilmek canını daha da acıtır ve koca denizin en son noktasına odaklamıştır düşüncelerini.

Kağıda sarılı tütünün dumanından buram buram bir efkar bulaşır deniz kokusuna. Arabaların kulakları parçalayan lastik sesleri ürkütücüdür, Meraklı bakışlar üstünüzde. İliklerinize sinmiş bu tarifsiz halden olsa ki onlarla göz göze gelmek istemezsiniz. Artık ne yeşil tanıdığın bir renktir ne de denizin mavisi kalmıştır ufukta. Hayat bu dalgınlıktan derin bir “gong” sesiyle uyandırır seni. Acilen çağırılan aile, tek sıra koşar adımlarla aceleci ve temkinli yaklaşmaktadır çavuşa. Fındık bahçesinin sahibine “bak ağa bunları sana getirdim “ der. En gençlerini, en sağlamlarını sana sakladım der. Herkes en genç görünmek için gözlerindeki son ferle bakmaktadır. Olimpiyatlarda madalya almak kadar sevindiricidir umutlar tükenmek üzereyken iş bulmak. Öyledir, çünkü o yol kenarında iş bekleyen herkesin gözü senin üzerindedir ve yerinde olmak isteyen o kadar çok insan vardır ki güçsüzlüğünden yahut yaşının küçük oluşundan işe alınmamış.

Evet artık yirmi beş gün boyunca günlüğü on sekiz liraya ( yüzde onu çavuşun) sabah saat 06:00 da uyanıp hava kararıncaya kadar sırtında çuvallarla, çoğu yerinde dağcıların bile tırmanamayacağı bir arazide, geceleri tüm ailenle sac barakalarda yağmura kardeş geceler geçireceğin bir işin vardır. Burası Giresun ‘dur. Sonra Yozgat’ tasındır ve Adana ‘da pamuk tarlalarında güneş yakmaktadır beynini.

Yeşilin ürpertisi ta o sıcaklarda kavrulana dek bu serüven bitmeyecek…

*** *** *** ***

Giresun’a çalışmaya giden işçiler 2007’ de yolda kaza yaptı, yirmi altı kişi öldü. On lira az vermek için yirmi altı kişi on dört kişilik bir minibüse binmişti. Olayın tanığı yoktu zira kazadan sağ kurtulan olmadı. Devletin haber ajansı haberi geçti, hepsi o kadar. Hatırlayan çok az insan vardır o kazayı çünkü o dönem ülkenin gündemi yoğun bir şekilde hayvanları koruma derneğinin eylemleriyle meşguldü. Belediyenin biri köpeklere iyi davranmadı diye ülkeyi ayağa kaldırdılar.

Hayvan haklarına çare bulan “ varlığın çocukları “ daha dün bir parkta üç ağaç sökülüyor diye uluslararası gündemde bir numaraya oturttular ülkeyi. İnsanlar öldü, caddeler ateşe verildi.

Ama hep susuyordu konuşması gerekenler, heybeleri umut dolu göçebe yaşamlar, kırık bir dilekçeyi hep saklı tuttular koyunlarında. Yeryüzünün ücrasında yaşama tutunmaya çalışanlar SESSİZ bir ISLIK gibi kaldı dudaklarda…

Sabah esintisi bu ülkenin doğusundan başlar esmeye kanaatkar insanların küçük yaşamlarından varlık içinde dünyaya sataşan nesillere eser durur…
 

Bu yazı toplam 1827 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.