HZ.PEYGAMBER, DİN VE SAMİMİYET / Köşe Yazısı - Mehmet TAŞDELEN

15.4.2014 00:01:02
Mehmet TAŞDELEN

Mehmet TAŞDELEN


Değerli Okuyucularımız! Bu haftaki yazımız Peygamber(as) ile ilgili olacaktır. Çünkü nisan ayının yirmisi Peygamber Efendimizin miladi doğum günü olduğundan her yıl nisan ayının ortaları Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından bu seneki Kutlu Doğum teması da “Hz. Peygamber, Din ve Samimiyet” olarak belirlendi. Bu çerçevede Kur’an ve Sünnette samimiyet, Hz. Peygamberin hayatından ve sahabe hayatından samimiyet örnekleri, müslümanın hayatında samimiyet nasıl olmalı ve inanan bir insanın dindeki samimiyeti ne şekilde olmalı gibi konular işlenecektir. Bende bu yazımı Hz. Peygamber(as)’ın samimiyet örnekliğiyle yazmak istedim.
Hz.Peygaberin hayatına baktığımızda samimiyeti her yönüyle yaşadığını görürüz. O adeta samimiyet timsaliydi. Bunu şöyle birkaç misalle canlandırabilmemiz mümkündür. Daha cahliyye döneminde, henüz İslamiyet gelmezden önce o zamanki toplum içerisinde Hz. Peygamber “el-Emin” sıfatıyla yani Muhammedül-Emin diye tanınmıştı. İnsanlar emanetini güvenerek Hz.Peygambere veriyorlardı. Bu güven sadece o zamanla sınırlı değildi. Ne zamanki İslamiyet geldi, Hz. Peygamber insanlara dini, imanı anlattı, şirkten uzaklaşmalarını, Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmelerini söyledi ama kimi insanlar yinede inanmadı. Bakın bu inanmayanlardan bir kısmının emanetleri yine de Hz.Peygamberin yanındaydı. Hatta Hz.Peygamber hicret(göç) edeceği gün Hz.Ali’ye “şu şu emanetleri şu şu kimselere ver “ dedi. Oysaki o insanlardan bir kısmı Hz.Peygamberi nasıl ortadan kaldırırız diye plan yapmaktaydı. Düşünün insanlar bu haldeyken bile Hz.Peygambere güveniyorlar, bu insan samimi bir insandır diyorlardı. Fakat kör inatlarından kalplerini imana kapalı tutuyorlardı maalesef.
Evet Hz.Peygamber(as)’ın samiyetinin başka bir yönü O’nun herkese içten davranması, önyargılı olmaması idi. Hatta yanındaki sahabelerine “benim yanıma geldiğinizde başkası hakkında önceden konuşmayınız ki ona karşı önyargılı olmayayım, temiz bir kalple onunla konuşayım” der ve kimseyi dine bir aykırılık olmadıkça fikirlerinden dolayı yermezdi.
Evet O ihlasın zirvesinde, özüyle-sözüyle, kaliyle-haliyle, içiyle-dışıyla bir olandı. Söylediğini önce kendi yapar sonra söylerdi. İmanda, ibadette ve amelde en önce kendi uygular ve örnek olarak etrafına gösterirdi. İşte bu Hz.Peygamber’in davasın da ne kadar samimi olduğunu göstermekteydi.
O, getirdiği hakikatlara öyle bağlı, İslamiyete karşı öyle samimiydi ki “bu davandan vazgeç sana istediğini veririz diyenlere karşı “sağ elime güneşi sol elime de ayı verseniz asla bu davamdan vazgeçmem” demiştir.
O’nun davranışlarında sun’ilik(yapmacık), resmiyet yoktu. Kimseyi küçük görmez, tahkir etmez, herkesi olduğu haliyle muhatap alırdı. Küçükle küçük, büyükle büyük olur, zengin-fakir, ileri gelen-basit insan ayırımı yapmazdı. Hatta arpa ekmeğine davet edenin davetine bile icabet etmiş, oynayan çocukların karşısında bir köşede babasız olduğu için üzgün bir halde oturan bir çocuğa beni baba olarak kabul eder misin diyecek kadar cana yakın ve insanların derdiyle dertlenir, haliyle hemhal olurdu.
Hz.Peygamber(as)’ın haline, davranışlarına, duruşuna ve hatta yüzüne bu samimiyet öyle yansımıştı ki hatta o zamanın meşhur Yahudi alimlerinden biri olan Abdullah b. Selam gibi pek çok zatlar, yalnız o Zat-ı Ekrem (as)’ın simasını görmekle: Şu simada yalan yok! Şu yüzde hile olamaz! Diyerek imana gelmişler.(Bediüzzaman, Mektubat,90).Evet Onda öyle bir ihlas ve öyle bir samimiyet vardı ki yüzüne bakıldığında sadece Allah’ı hatırlatmaktaydı.
Hz. Peygamber insanların dünya-ahiret mutluluğu için çalışmakta, kendisine zulmedenleri yeterki iman etsinler yinede affedebilmekteydi. O’nu takip eden sahabeleri de anam-babam sana feda olsun ya Resulallah diyecek kadar samimane ve fedakarane din-i mübi-i İslam’a sarılmakta ve sahip çıkmaktaydı.
Değerli Okuyucularım! Müslümanın samimiyeti de Hz.Peygamber’den yansımalarla dolu olmalıdır. Yani samimiyet imanın, ibadetin ve amellerin Allah için olması yanı ihlâsla olmasıdır. Samimiyet, aldatmamak, yalan söylememek ve hileden uzak durmaktır. Samimiyet sadık(doğru), emin(güvenilir) olmaktır. Samimiyet dininin, imanın gereklerini yerine getirmektir.
Son olarak Hz. Peygamber(as)’den bir hadisle bitirmek istiyorum. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: Din samimiyettir. Sahabeler sordular: Kime karşı. Efendimizde buyurdu ki: Allah’a, kitabına, peygamberine, müslümanların meşru idarecilerine ve tüm mü’minlere karşı (samimi olmaktır) dedi. (Müslim, iman,95).

 

Bu yazı toplam 686 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.