“BARIŞA BAK” / Köşe Yazısı - İrfan ALTINTEL

24.12.2014 20:40:07
İrfan ALTINTEL

İrfan ALTINTEL

Lidya kralı Krezus derki: Savaşta Babalar Oğullarını gömer, Barışta Oğullar Babalarını…
Oğulların babalarını toprağa vermesi yaşamın doğal seyri.
Ama babaların oğullarını toprağa gömmesi insanlığın içindeki hırsın neticesi
ve bu topraklarda hayli zamandır babalar oğullarını gömüyor.
Kim haklı kim haksız yıllardır tartışıldı ve kamuoyu bu sorunla ilgili yeterince bilgiye sahip.
Kürtler başta olmak üzere Türkler de dâhil bu topraklarda yeterince genç, yaşlı, çocuk, masum insanın ölümüne şahit olduk.
Yaşanmış uzun, ızdıraplı bir dönemin ardından ilk defa barışa çok yakınız!
***                         ***                                                   ***
Yeryüzünde Kürtler ve Türkler gibi gönül birliği ile bir araya gelmiş çok nadir halklar vardır.
Evet,
Gönül birliği ile…
İdris-i Bitlisi Çaldıran Savaşı sonrasında bölgenin Kürt aşiretleri ile görüşmüş ve bu görüşmelerin ardından alınan mutabakatla 1.Selim (Yavuz Sultan Selim) zamanında Osmanlı devleti desteklenmiş ve saflarında savaşılmış.
İşte 500 yıl önce herhangi bir dayatma ve zorlamaya maruz kalmadan Kürt aşiretleri mutabakatla Osmanlı saflarında savaşmış.
Ve buna istinaden Yavuz Sultan Selim Osmanlı tarihinde ilk defa kendi toprakları içinde bir halka “Mir”lik Beylik vermiş.
Bu “gönül birliği” kardeşliği ilerleyen zamanlarda oluşan türlü sorunları bir masa etrafında konuşamadıklar için çok fazla “acı” ve “ölüm” yaşandı.
Yaşananlar iki kelime ile yazılabilse de harflerle, bu sözcüklerin tekabül ettiği gerçek acının karşılığı 100 yıllık nesillerde gizli.
                            ***                      ***                             ***
Zaman kendi sorunlarıyla beraber çözümlerini de taşıyor aslında, yapmamız gereken, sanıyorum birbirimiz anlamaya yeniden başlamak.
Ülkeler benzer sorunlarını ortadan kaldıralı asırlar geçti.
-Amerika beyaz - siyah kavgasını bitireli 100 yıl oldu.
-Berlin duvarı yıkılalı 50 yıl oldu.
-İngilizler İskoç’ ya ile hatta İrlandalılarla olan sorunlarını çoktan çözdüler.
-Yunanistan 60 yıl iç savaşlarla çalkalanıyordu ama arık onlarda diğer Avrupalı ülkeler gibi bu sorunlarını tarihin arka sayfalarına gömeli hayli zaman oldu.
Ve Avrupa bir zamanın vebası gibi kendilerinden türeyen her hastalıklı organizmayı bu topraklara enjekte etti.
Bu hastalığın yeşermesi için gereken tedbir ise 1000 yıldır bu topraklarda yaşayan bir halkı yok saymakla, alınmış oldu.
Yanlış yönetimler sonucu virüs, bu topraklara salgın gibi bulaştı kaldı.
Ve bu ülkede ne zaman ki barış kapısı aralanır oldu üçüncü bir el muhakkak barış zeminini sabote etmenin bir yolunu buldu.
Onlar uzay hesapları yaparken bizim hesabını yapmamız gereken nice kavga ve savaşımız vardı, bizi meşgul eden.
***                                                        ***                                             ***
Bugün bu topraklardaki halkların yeniden sevgi ve barış içinde yaşayabilmeleri için tarihi bir fırsat var ortada.
Dış güçler, ajanlar, komplo teorileri olmadan, kendi sorunlarımıza çözüm bulabileceğimiz bir fırsat.
Başta tarafların karşılıklı çekincelerinin yanı sıra, halkta baştan beri kabul görmüş ve ciddiyetle arzu edilen bir süreç bu.
Görüşmeler kendi mecrasında ilerlerken toplum içindeki sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin de bu sürece destek manasında hassasiyet göstermeleri elzem.
Çünkü bu, içinde yaşadığımız günden ziyade “yarınımızı” yani bizim ve çocuklarımızın tek adresini temsil ediyor.
İçinden geçtiğimiz bu hassas dönemde bir gurup gazeteci ve akademisyen toplum adına bir sorumluluğa soyunup, barış sürecini desteklemek için bir platform oluşturdu.
Aralarında Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Oral Çalışlar, Nagehan Alçı, Orhan Miroğlu, Atilla Yayla, Haşmet Babaoğlu ve Ufuk Coşkun hocanın da olduğu 69 kişi çözüm sürecine sivil toplum desteği sağlamak için “Barışa Bak” kampanyası başlattı.
Tamda ihtiyaç duyulan bir noktada çok doğru ve değerli bulduğum bu girişimi yürekten destekliyorum.
Uzun ölümcül bir yolun sonunda gelinen yer, barışın arefesidir.
Son adımların atılıp bu kapının açılacağı, gelişmekte olan bu ülkede acıların son bulması temennisi ile…
Ben de“Barışa Bak” diyorum!
Gülen çocuklara, gülebilecekleri bir dünya kalsın.BAK,
Ağıtları, bin dille ağlayan anneler toprak mezarlara sarılmasın BAK,
Bak ki sokaklarda, sanatkar eller barut namlulardan tutmasın BAK,
İnsana bahşedilmiş yaşam hakkı alınmasın, Yaradan’ın emrine BAK,
İlahi adalete hesap günü geldiğinde barışın ellerinden ben de tuttum de sen de BAK.

Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz!..

 

Bu yazı toplam 2030 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
SEYDİ VAKKAS FIRAT
25 Aralık 2014 Perşembe 13:06
13:06
İrfan bey dilinize sağlık,
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.