Bir Hikayemiz Var...

6.04.2017 13:04:44
Bir Hikayemiz Var...
Bizler bir hikaye yazmak istedik. İçinde umut, konusu dostluk ve kahramanı tertemiz yürekli çocuklar olan.

Bizler bir hikaye yazmak istedik. İçinde umut, konusu dostluk ve kahramanı tertemiz yürekli çocuklar olan. Metropol şehrin tüketemediği, duygularını kaybetmeyen bilinçli çocuklarıyla Anadolu’nun en bakir bölgesinde bilmediği bir dünyayı hayal eden ve tek seçeneği daha fazla çalışmak olan elleri küçük, yürekleri kocaman çocuklar arasında kurulan gönül köprüsünün hikayesi bu. İstanbul Beşiktaş’tan Adıyaman Sincik’e uzanan bir kardeşlik elinin hikayesi...

Neden böyle bir konu için dertlenildi, nasıl başlanıldı diye sorarsanız aslında konu Sincik Balkaya (Hecik) köyünden Malatya’ya göç eden ve altı çocuğundan üçünü okutabilen bir babanın eğitime verdiği öneme dayanıyor. Babam genç yaşlarda Sincik’ten Malatya’ya göç etmiş ve türlü imkansızlıklar içerisinde bir taraftan ailesine bakmaya çalışırken diğer taraftan çocuklarının okuması için mücadele etmiş. Ben okuma fırsatına erişen üç çocuğundan ilkiyim. O bölgeden gelip İstanbul’un karmaşıklığı ve zorluklarıyla mücadele etmek elbette ki bir çok şeyi değiştiriyor ve hayata kapılıp gidiyorsunuz. Kendi içinizde yaşadığınız çatışma ve kültürler arası sıkışmışlık hiç bir zaman bitmiyor. Seçtiğim mesleğin öğretmenlik olması ve çocukların - gençlerin o saf dünyalarına şahit olmak, hayatımı hep daha fazlasını öğretmek ve hiç yorulmamak üzerine kurmamı sağladı. Kendi adıma hiç kopmamıştı bağlarım bu bölge ve çocukluğumla ancak geldiğimiz topraklar için bizler ne yapabiliriz sorusunu sormam on yıl sonrasında mümkün olabildi. Bir derdiniz varsa yalnız değilsinizdir... Bizler gibi aynı konuyu dertlenen insanlarla da biraraya gelebilmemiz bu vesile ile gerçekleşti.

Bizler bu projeye başlarken istedik ki yaşanılan yer, konuşulan dil, etnik köken ya da inanç değil; insan olmak, çocuk olmak ve umutlu olmak bizim ortak paydamız olsun. Sadece adını soyadını bildiğin ve nasıl bir hayatı yaşadığını hayal bile edemediğin bir köy çocuğuna ‘Bana yaşadığın yeri, oynadığın oyunları, okuduğun kitapları anlatırmısın’ diye başlayan bir mektubu, Beşiktaş’tan Sincik’e taşımaktı amacımız. Bir diyalog oluşturmak, çocukların birbirlerini tanımasına vesile olmak ve farkındalıklarının oluşmasını sağlamaktı hedeflenen. Nitekim hayal ettiğimizden bile ötesini gerçekleştirdiler. Beşiktaş’taki öğrenciler küçük kardeşleri için her birinin adına özel minik hediyeler hazırladılar ve mektup yazdılar. Özellikle kişiye özel kısmını vurgulamak istiyorum çünkü bu bir yardım kampanyası değil ve böyle tanımlanmasına da çok karşıyız. Bu bir tanışma, birbirini anlama ve paylaşma üzerine kurulu bir kardeşlik projesi. Daha modern şartlarda eğitim gören, farklı dil ve dinlere mensup çocukların, fırsat eşitsizliğinin yarattığı olumsuzluklarla mücadele eden ama aynı dünyayı yaşama hakkı olan kardeşleriyle bir köprü kurma projesi.

Eğitim ve öğretim her bireyin temel hakkıdır. Doğdukları yerin zorlu koşullarının çocuklar üzerinde yarattığı etkiyi, ilerleyen yıllarda hayata atılırken psikolojilerinde nasıl derin izler bıraktığını tahmin etmek çok zor değil. Hakları olan ve yaşamaları gereken bir hayata karşı takındıkları çekingen tavır onların yapabileceklerinin ne yazık ki önüne geçiyor. Bizler onların her birinin modern dünyada yaşayan her çocuk kadar haklarının ve özgürlüklerinin bilincinde olmaları gerektiğine inaniyoruz. Bu düşünceyle, öğrencilerimizle birebir diyalog kurmalarını ve onlarla tanışmalarını hedeflemiştik. 30 Mart 2017 tarihinde Beşiktaş Uğur Okul’u öğrencilerimizle birlikte Sincik’teki Alancık ve Yarpuzlu İlköğretim okullarında gerçekleştirdiğimiz etkinlik, deyim yerindeyse tarif edilemez ancak yaşanılabilir bir deneyimdi. Benim için gerçekten çocuklarımla gurur duymanın ve onlara olan inancımın resmiydi. Öyle bir resim ki; bir tarafın dünyasında ötekileştirme, garipseme yok, sevgi ve paylaşma var. Diğer tarafta ise gülen gözleriyle, misafirperverlikleriyle, uzaktan gelen abi ve ablalarına sımsıcak sarılma ve sevgi var. Bizler sadece bu iki dünyayı buluşturmaya çalışan köprünün ayaklarıyız. Köprüyü inşa eden, yaşatan ve ileriye taşıyacak olan onlar. Bu süreçte hiç şüphesiz hepimize iş düşüyor. Bizler onların sorunlarını görünür kılmaya çalışıp çözüm üretirken, bu bölgelerde zor şartlarda görev yapan öğretmenlerin hakkını vermek ve onlardan desteği esirgememek gerekiyor. Öğretmenlerin ve eğitim gönüllülerinin daha fazla özveri ve aşkla çalışarak; ülkemizi muasır medeniyet seviyesine çıkaracak ve geleceğimiz olan bu çocukların, daha donanımlı yetişmelerine katkı sağlamaları gerekmektedir. Bu bölgede yetişen ve modern şehirlerde ekonomik olarak belli bir noktaya gelen bireylerin asıl görevleri ise bölge insanı ve çocuklarının eğitimine katkıda bulunmaları olmalıdır. İnsana yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır ve unutmayalım ki bir kişi değişir dünya değişir. Bu bir gönül işi, sahiplenmeden, benimsenmeden ve paylaşmadan yapılabilecek bir iş değil. İnanıyorum ki bir sonraki nesiller bizlerin yaşadığı bu kültür çatışması ve fırsat eşitsizliğini en az seviyede ve belki de hiç yaşamayacaklar.

Bizler bir hikaye yazmak istedik. İçinde umut olan ve bir ucu Beşiktaş’ta bir ucu Sincik’te olan. Yazılacak daha çok hikayemiz ve cümlelerimiz var, gerçekleşmesi için sabırsızlandığımız… Bu hikayenin kahramanları olan yürekli çocuklara ve ailelerine teşekkürlerimle...

Gökmen AY 

Bu haber toplam 1688 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Sırrı POLAT
6 Nisan 2017 Perşembe 14:19
14:19
Emeği geçen herkese o güzel çocuklar adına bütün kalbi duygularımla teşekkür ediyorum.
188.57.168.119
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.