VİRA BİSMİLLAH

18.1.2018 15:01:40
Cemil KESKİN

Cemil KESKİN

Ağır bir kaza ve sonrasında yoğun ve yorucu tedavi süreci, devamında günlük dünyevi yaşama dönüş çabaları ve benimle gelmeyen bedenimle kavgalar.
Bu durumda Pusula İstanbul gazetesi imtiyaz sahibi Emin DOĞAN’ın Cafersinde sohbet ediyoruz. Emin DOĞAN bana “Artık başla, yazmalısın tekrardan, dönmelisin kaldığın yere. En kısa zamanda bekliyorum yazını” dedi. Ve Kıymetli Dostum, “Kardeşlik” Orhan KARAMAN yazının başlığı benden olsun “VİRA BİSMİLLAH” dedi tebessümle. Kayda geçmesi açısından buradan Teşekkür ediyorum.
Tabi uzun süredir uzağım birçok şeye. Şey tabirini özellikle kullanıyorum, zira detaycı yapım, aylardır “şey” sadece.
Hastalık süresince yaşadıklarımı muhakkak yazacağım ama özellikle bu aralar haberlerde izlediğimiz bir konu var ki, “KANAL İSTANBUL”. Benim takıldığım mesele bu proje ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın uhdesi.
Şöyle ki; Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2009 veya 2010, Sabah gazetesi yazarı Hıncal ULUÇ köşesinde üstü kapalı bu projeden bahsediyor. Dönemin başbakanı ile görüştüklerinden ve Başbakan anlattıkça heyecanının önlenemez yükselişinden, Başbakanın heyecanından, gerçekten adı gibi Çılgın bir Proje olduğundan bahsediyor. Devamında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir lansman programıyla projeyi televizyonlardan ilan ediyor. Ama günlük deyimimizle bizde “tık” yok.
Koca 7 yıl geçmiş bizim takıldığımız başlıklar; Ranta dönüşür mü?, oralar para ederde şimdiden yer alsak mı?, Bu projede bir türlü faaliyete girmedi, seçim yatırımımıydı acaba vs.
Ben Reis’in yerinde olsam kahrımdan ölürdüm herhalde. Ama şunu da derdim. “Bu projeyi bize yaptırmıyorlar, sayısız zorluklar çıkarıyorlar. Bu sebeple uzun süre gizli bir ekiple altyapı, üstyapı detaylarını hazırladık. Akabinde ilan ettik. Ancak ülke olarak bu projeyi yapacak kadar güçlü hale geldik.”
Bu proje asrın projesi konumda, Zira KANAL İSTANBUL öyle sıradan bir proje değil. İstanbul haritasını alın elinize. Ortadan mavi ile kesilmiş bir su yolu görürsünüz. Yani İstanbul’un ( Türkiye’nin) dünya ile bağını kuran İstanbul Boğazı. Kurma kelamında bir mesele yok lakin, kurgulama ve yönetme hususu önemli, oda maalesef bizim elimizde değil. Zira; Fetihten beri hazmedilemeyen, ilk resmi hazımsızlığı Mondros Mütarekesi ile başlayan, Sevr ile perçinleşen, Lozan ile sallanan, Montrö ile netleştirilen bir kurgulama. Bugün bile Rusya Suriye’ye gönderilmek üzere içi silah dolu gemileri boğazımızdan geçiriyor, biz soramıyoruz bile.
Şimdi şöyle açayım zihninizi; tekrar İstanbul haritasını önümüze alalım. Mavi su yolundan bir tane daha olduğunu düşünelim. Boğaz da bahaneler üreterek geçişleri kanaldan yapalım. Milletler arası antlaşmasız, tamamen bizim hakimiyetimizde, ne geçtiğine, nasıl ve nereye geçtiğine, hatta geçmediğine karar verdiren bir proje. Geçişlerde Milyar dolarlık gelir. Daha bir çok “Şey”.
İşte o zaman tam bağımsız Türkiye, işte o zaman Stratejik Ülke Türkiye.
Şimdi takıldığım hususa tekrar dönebilirim. Yani Reis’in Uhdesine. Siyasi hayatı boyunca hep milletinin desteği ile yürüyen lakin çevresinde yalnızlığa mahkum bir lider. Anlatmaya çabalayan ama yettiremeyen en yakınındakileri bile inandıramayan lider. Kıymeti Milleti tarafından bilinen ama yeteri kadar anlaşılamayan bir lider. Rabbim Akıbetimizi hayr etsin.
Zira; Siz nasıl (kimseler) olursanız öyle yönetilirsiniz hadisini unutmayalım. Biz Reis’e daha dik ve net sahip çıkmazsak sonumuz fena.
Yeniden yazmaya başlamanın verdiği mutluluk ve huşu ile, Anlamak ve Anlaşılmak dileğiyle;
Es-selamu Aleyküm

 

Bu yazı toplam 2035 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.