TOPLUMSAL DEĞİŞİM…. AİLE.

2.11.2016 08:40:41
Ahmet ÖZELMİŞ

Ahmet ÖZELMİŞ

Değişim; planlı ve plansız bir biçimde, herhangi bir sistemin, süreç veya ortamın, belli bir durumdan başka bir duruma dönüşmesi şeklinde ifade edilir. Tarihsel süreç her toplumu değişime zorlar. Darwin’ci bir görüş diye düşünenler olsa da her toplum değişmek ve dönüşmek zorundadır. Değişim sürecinde toplumların karşısına iki seçenek çıkar. Ya değişime ayak uydurmak ya da yok olup gitmek. Değişim kaçınılmaz bir süreç. İlerlemek ve güçlenmek için dünya da meydana gelen değişim ve gelişmeleri iyi takip etmek iyi analiz etmek gerekir. Küreselleşen dünyada yer edinmek isteyen bir toplumun bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirmesi gerekecektir.
Ama burada üzerinde durmak istediğim konu değişimin zorunlu olmasından öte değişirken bu değişime nasıl tepki verdiğimiz. Bir toplumu var eden en önemli unsur kültürdür. Kültür toplumların geçmişlerinden alıp gelecek kuşaklara devrettiği maddi ve manevi unsurların bütünüdür. Kültür toplumların ayırıcı özelliği olup, toplumun kendisidir aslında. Kültürün en temel özelliklerinden biri de değişiyor olmasıdır. Ama bu değişimin hızı ve yönü nasıl olmalı asıl önemli olan nokta bu olmalı. Kültür bir yönüyle manevi olup, geleneklerimiz, göreneklerimiz, örfümüz, düşünce sistemlerimizden oluşur. Bir yönü ile maddi olup, tarihi eserler, teknolojik değişmeler, mimari yapılarımızdan oluşur. Toplumsal değişim yaşanırken önemli olan kültürün bu iki boyutunun aynı süreçte ya da birbirine paralel, dahası dengeli bir süreçte değişmesidir. Yoksa maddi kültür ile manevi kültür arasında boşluk oluşur ki bu da kültürel çözülmeye neden olur. Toplum olarak yaşadığımız en büyük sorun bu. Kültürel çözülme….
Cumhuriyetin ilanından sonra toplum olarak her alanda çok hızlı değişimler yaşadık. Bir anda toplumsal, ekonomik, hukuk ve eğitim alanlarında meydana gelen değişimler toplumda çatışmalara neden oldu. Toplum olarak değişimi çok yanlış anladık. Giyimimizi yaşam tarzımızı değiştirerek çağ atlayacağımıza inandık. Yaşadığımız değişim taklitten öteye geçemedi. Batının, değişen dünyanın teknolojisini, ekonomik yapısında meydan gelen değişmeleri almak yerine onların yaşam tarzlarını kopyaladık. Sözde medenileşirken öz değerlerimizden uzaklaştık. Oysa bizi biz yapan bu değerlerimiz değil miydi. Bu süreç günümüzde daha hızlı yaşanıyor. Evimizin köşesine sığdırdığımız, cebimizde taşıdığımız bir dünya var şimdi. O kadar küçüldü alem. Bu küçülme beraberinde çözülmeyi de getirdi. Artık baba ile evlat arasında ana ile kızı arasında derin uçurumlar var. Çok derin bir kuşak çatışması yaşanmakta.
Bu derinleşmenin önüne geçmek kolay değil ama imkansız da değil. En başta ailelere büyük sorumluluklar düşüyor. Sonra eğitim camiasına. Aile toplumun çekirdeğidir. Toplumun atomudur deyim yerindeyse. Toplumsallaşma sürecinin başladığı yerdir aile. Çocuğun ilk rol modelleri anne ve babasıdır. Bir anne ve babanın en baştaki görevi çocuklarına güzel bir örnek teşkil etmektir. Zihinsel gelişimin başında olan çocuk her gördüğünü kodlar. Bu ilk kodlamalar bireyin yaşamında önemli rol oynar. Çocuk hoşgörünün, sevginin hakim olduğu bir aile ortamında hoşgörüyü, paylaşmayı, sevgi ve saygıyı öğrenir. Şiddet hakimse bir ailede çocuk kavgayı, bencilliği, sorumsuzluğu öğrenir. Dünyanın küçüldüğü bu süreçte birey üzerinde etkili olan çok etken var. Çocuk aileden öğrenemediklerini başka kanallardan öğrenebilmekte. Bu süreçte aileden kaynaklanacak bir boşluk başka kanallar tarafından çok rahatlıkla doldurulabilmektedir. Hele ki art niyetli bir çok kişi ve ya kişiler varken. Anne ve babanın çocuğunu sürekli kontrol etmesi, nerede kimlerle görüştüğünü takip etmesi, sosyal medya ortamlarında kimlerle görüştüğünü, kimleri takip ettiğini, hangi sitelere girdiğini iyi bilmesi gerek. Dengeli bir kontrol mekanizması kurabilmeli aile. Ne çok baskı ne tam özgürlük. Toplumsal değişimi dozunda yaşatmalı aile. Bunu yaşatırken temel değerlerimizi bireye aşılamalı. Bir baba ya da anne tamamen yasakçı bir zihniyetle çocuğa yaklaşırsa bu ters tepecektir. Zira yasaklar her zaman ilgi çeker. İnsanın fıtratında yer alan merak duygusu bireyi yanlışa, hataya sürükleyecektir. Ebeveynlerin bunun farkında olmaları zaruridir. Bir şeyi yapma derken neden yapılmaması gerektiği çocuğa anlatılmalı ya da o şeyi kendisi yapmamalı. Elinde sigara tutarken çocuğuna sigara içmemesi gerektiğini söylüyorsa bir baba, bu söyleminin bir etkisi olmayacağının bilincinde olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki aydınlık bir gelecek sağlam bir neslin omuzlarında yükselecektir. Sağlam yetişen, kültürü benimseyip içselleştiren, ülkesine vatanına sahip çıkan, oynanan oyunların farkında olan bir nesil iyi bir eğitim ve sağlıklı bir aile ortamında yetişebilir ancak….
 

Bu yazı toplam 6009 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.