Hakk'a adanmış bir ömür - Dr. Muhsin Nur Muhammed / Köşe Yazısı - Ebuzer AYDIN

5.2.2015 11:16:07
Ebuzer AYDIN

Ebuzer AYDIN

Dr. Muhsin Nurmuhammed; Suriye'de Esed'in askeri birliklerinde tabip iken, yapılan zulümleri görerek ordudan ayrılan ve Türkiye'ye sığınan Mardin asıllı bir genel cerrahtır. Önce Diyarbakır'a yerleşir ve burada göreve başlar. Birkaç ilde daha görev yapar ve bu süre zarfında vatandaşlık alır ve Malatya'ya yerleşir. Ömrünü burada nihayete erdiren gönül adamının hayat hikayesini filme çekmek, onun yaptıklarını bir makale ile yazmak elbette mümkün değildir. Kısa ömründe yaptığı çok işi bir yazıya dökmek hele hiç mümkün değildir. Ancak O'nu kısa ve öz olarak tanıtmak, örnek insan ve hakka adanmış örnek bir hayat olarak vefatından sonra insanlara sunmak da görevimiz olsa gerek. O insanlık için bir örnekti. Sessiz bir peygamber varisiydi. Zira Allah Resulu S.A.V. “Alimler Peygamberlerin varisleridir” buyurmaktadır. Başka bir hadiste ise; “Alim, ilmiyle amel eden kişidir” buyurur. İşte ilmiyle amil, çalışması Allah rızası için olan, yaptığı sessiz çalışmasında riyadan uzak, yaptığımızı Allah biliyor başkasına ne hacet diyen bir Ehli-Sünnet itikadlı, imanına, güzel ahlakına, Allah için davetine şahit olduğumuz salih bir insandı. Her kesimden dostu, arkadaşı ve öğrencisi vardı. Herkes ile diyalog içerisindeydi. Büyük bir Peygamber aşığı ve sıkı bir sünnet savunucusuydu. İnsanların Peygamberi hayattan uzaklaştığı, çeşitli akımlara takıldığı, sünneti ihmal ettiği, hatta sünnet nedir bize Kur'an yeter dedikleri bir zamanda O'nun Allah'ın dinini müdafaa etmesi beni O'na bağlayan en büyük etken ve en büyük ortak noktamız da aynı akideye iman etmiş olmamızdı.
Yıllar önce Malatya 3. Noter başkatibi beni cebimden arıyarak Arapça bir tercüme var gelir misin? demişti. Büyük bir keyif ile notere gitmiştim. Karşımda şer'î tesettürlü iki tane bayan ve nur yüzlü bir genç vardı. İhtilaflı bir meselelerinden dolayı bir avukata vekalet vereceklerdi. Konuyu öğrenince kendilerine Allah için biraz nasihat ettim, sonrada işlerini gördüm. Notere tercüman parası ödemek için ücretimiz ne kadardır? deyince; ücretiniz yıllar önce ödendi dedim.
Nasıl dedi o genç?
Bayağı oldu. Yıllar önce Arapçayı bana öğreten Arap kardeşlerime vefa borcum, bugün onların işlerinden para almamaktır dedim.
Sonra o genç bana; Ben Amerika'da çalışıyorum. Babam Beydağı Devlet Hastanesinde Genel Cerrahtır. Senin telefonunu da ona vereceğim o seni arar dedi ve vedalaştık.
İki hafta sonra tanımadığım bir numara beni aradı. “Esselamu Aleykum, Ene Dr. Muhsin Nurmuhammed Ebu Muaz” dedi. O gün o ses nasıl kalbimi etkilediyse şuan bu cümleyi yazarken aynı etkiyi hissediyorum. İnşaallah ahirette de Rabbimin huzurunda bize şehadeti olur da günahlarımızı Rabbim bağışlar.
Evet “ben Dr. Muhsin Nurmuhammed Muaz'ın babasıyım” dediği ses tonu, vefatından bir hafta önce beni telefonla arayıp “Ehi seni özlemiştim bi sesini duyayım dedim, onun için rahatsız ettim” dediği tonla aynıydı. İnsanın yüreğini açan, gönlünü ferahlatan o sesi son kez duymuştum. Sanki elveda demeden vedalaşmış benimle de ben anlamamışım! O ses, bu memlekette her yerde duyuldu. O sesin sahibi Malatya'da çok büyük işler başardı. Herşeyden önce insanların kalbini fethetti. Hangi görüşte olursa olsun kimse kendisinden rahatsız olmadı. Her türlü hayır işlerine koştu koşuşturdu. Her cemaatte ve cemiyette dersler verdi. Hiçbir zaman rijit olmadı. “Rabbinin yoluna hikmet ile, güzel vaazler ile, ve mücadelenin en güzel örneğiyle mücadele et” ayetinin en güzel şekilde davet hayatına tatbik eden oldu. Hayatında kimseyi kırmadı, incitmedi. Kırmadığı için de kimseyi kaybetmedi. İnsanlara çok yakındı. Yasal olan hiçbir işten kaçınmadı ve hiçbir zaman yok demeyi bilmedi. Her şeye çare olmaya çalıştı. Son zamanlarda platinli sakat ayağı dahi O'nu hayır işlemekten, saatlerce yürümekten ve ayakta kalmaktan alıkoymadı!
O bir doktordu fakat ondan önce iyi bir gönül doktoruydu. Engin dini bilgisiyle toplumu mest eder, insanlığa ışık saçan bir nur kaynağıydı. Hayatı ismi gibi ihsan ile geçti. Amelinde ihlaslı ve salih idi. Etrafa soyadı gibi Nur saçardı. Adını soyadını işiten mutlaka etkilenir ve bir daha bu ismi unutmazdı. Akide derslerine, fıkıh derslerine ağırlık verirdi. Ömrünü Allah yolunda harcamaya çalışırdı. Derken Suriye olayları başladı. İlk günden itibaren bir daha oturmamak üzere ayağa kalktı. Sınır ötesi, Türkiye içi ve Malatya'da elinden geleni yapmaya çalıştı. Sanki olaylar O'nun kalbinin içerisinde cereyan ediyordu. O kadar etkilenmişti. Sanki dünyada en büyük sorumluluk onundu! Durmadan çalıştı çabaladı. Ne Suriye'li kardeşlerine nede Türkiye'li kardeşlerine karşı vazifesini ihmal etmedi. Gündüz yetmedi gecesinden ekledi. Başladığı hiçbir çalışmayı eksik bırakmadı. Kamyon kamyon mallar toplayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı.
Suriye'li kardeşlerimizin kaldığı Yeşilyurt İlçemizin fatih Mahallesinde kurulu olan Malatya Beydağı Konaklama Tesisi (MABEK), Birleşmiş Milletler Mülteci Masasına göre Dünya'nın tartışmasız en iyi mülteci kampı. Birleşmiş milletler temsilcilerinin defalarca ziyaret ettiği bu tesiste, Suriye'li misafirlerimiz barındırılmakta. on bine yakın Suriyeli'nin kaldığı bu tesisin; dünyanın en iyisi olmasında şüphesiz bu tesiste çalışanların ve devlet büyüklerimizin katkısı büyüktür. Bu tesise en çok katkıyı kim sağladı diye sorulacak bir soruya verilecek cevap, şüphesiz Dr. Muhsin Nurmuhammed olur. Tesisin ilk kuruluşundan vefat ettiği güne kadar gönüllü olarak görev aldı. Öyle bir tesiste O'nun gibi nadide bir insanın varlığı Suriye'li misafirler için bulunmaz bir nimet oldu. Nitekim cenazesinde O'nun Suriye'liler için ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Tesisteki konukların bütün dertlerini anlattığı; hocaları, doktorları, sırdaşları ve dertdaşları Dr. Muhsin Nurmuhammed idi. Tesiste kalanların adeta babası gibiydi. Hal böyle olunca sorunlarının çözümü de daha hızlı ve kolay oluyordu. Sıkıtıların çözümü için bazen kendi imkanlarını, bazen devletin imkanlarını, bazen sivil toplum kuruluşlarının imkanlarını, bazen de zengin işadamlarının imkanlarını kullanıyordu. Gittiği hiç kimse ve hiçbir kurum O'nu reddetmezdi. Durum böyle olunca da çözmediği sıkıntı neredeyse yok gibiydi. İşte belkide bu sebeple MABEK dünyanın en iyi tesisi sayılıyordu.
Cenazesine çok farklı guruplardan binlerce insan katıldı. Sayısını veremeyeceğim kadar kişi "bizim sohbet hocamızdı" dediler. MABEK'te kendisiyle çalışan doktor bir arkadaş; "orada yaşayan Suriye'lilerin her şeyiydi; babası, dayısı, amcası, hocası, doktoru... herşeyi! Onların dilini bilen, derdini bilen, halinden anlayan ve sorunlarını gideren nadide bir insandı. Şimdi onlar ne yapacaklar?" diyerek duygularını bizimle paylaşmıştı...
Güler yüzü her an sadaka dağıtırdı. Bütün zorluklara, sıkıntılara, vakitsizliğe, gece gündüz çalışmaya rağmen beş vakit namazını cemaatle camide kılan Dr. Muhsin Nurmuhammed, en çok namazı tavsiye ederdi. Namaz ha namaz! derdi. Bunca yorgunluğuna ve kendisini taşıyamayan ayağına rağmen son sabah namazını da camide cemaatle kıldı. Son bir hafta göğsünde ağrılar hissetmişti. Birkaç tane tıbbi tetkik yamıştı ama anjiyo için tereddüt etmişti. Sanki niye vaktimi vereyim der gibi anjiyo olmamıştı. Hele sonra bakarım demişti. Çünkü hayatını başkalarına adayanlar, kendileri için fazla bir şey yapamazlar.
Son Suriye olayları, Türkiye'nin içinde ve dışında cereyan eden olaylar da kalbini o kadar çok etkiledi ki, daha fazla dahanamadı, sabah namazını camide cemaatle kılıp evine döndüğü, sonra inip gazetesini alıp yukarı çıktığı bir saatte Allah O'nu seçmiş, O'da Rabbini tercih etmişti ki, 18 Ekim 2014 Cumartesi günü saat 10.20 sularında, Peygamberin ömründe, tam 63 yaşında ruhunu Allah'a teslim etti. Allah'a adanmış bir hayat, tekrar Rabbine döndü. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn”
Şu anda bile yazımı yazarken telefonum çaldı. Çok sevdiğim bir dostum hal hatır etti. Tek üzüntümüz Muhsin hocamızı kaybetmiş olmamızdır deyince; çok da üzülme kardeşim! O Allah'a kavuştu. Salih bir insandı, hepimiz ondan razıyız Allah O'ndan razı olsun dedi. Bu sözlerimi de yazına ekle dedi. Hayat Allah için olunca Allah nerelerden dua gönderiyor! Ne şahitler çıkıyor kendisine Ya Rabb!...
Rabbim ğani ğani rahmet eylesin. Mekanı Firdevs'ul-E'la olsun. Resulullah'a komşu olsun. Bizleri de ahirette beraber eylesin. Tanıyanlarına ahirette Rabbim faydalı kılsın inşaallah. Bu tür değerler ender bulunur. Ne mutlu Malatya'ya ki böyle salih bir insanın hayatıyla, sonra da kabriyle şereflendi!...
Umarım evlatları da, öğrencileri de kendisinin açtığı çığırdan gitmeye devam ederler. Aile efradına da bir görev düşmektedir ki, hocamızın, bu salih insanın anısına onun adına bir vakıf, yada bir dernek kurarlar da, burada yarım bıraktığı işlerini devam ettirirler. Hayatta iken salih ameli, vefatından sonra da kabrinde iken devam eder ve amel defteri kapanmaz. Allah O'nu tercih etti, O'da Allah'ı. Hapimiz O'ndan razıyız Allah razı olsun. Rabbim bizleri de muhafaza etsin. Salih kullarıyla eylesin. Amelimizi salih ve rızasına uygun kılsın. İman ile, bizden razı olduğu bir saatte emanetini teslim alsın.
Hayatta hiç rahat etmedi. Vatanı olmadı. Ordan oraya koştu koşuşturdu. Asli vatanı ahiret olsun. Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun… Berzah aleminde, Nurmuhammedimiz nurlar içinde yatsın. Şahid ol Ya Rabb! Şahid ol Ya Rabb! Şahid ol Ya Rabb!...
Fi Emanillah…
“Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan, Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni”
 

Bu yazı toplam 1157 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.