GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR

5.3.2014 20:36:21
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR
Sincik Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen İlçe Başkanı Nevzat YİĞİT ile 2012 Yılı'nın değerlendirilmesi üzerine bir söyleşi yaptık.

 2012 yılı içerisinde ülkemizdeki olaylardan biraz bahseder misiniz?

           

 

-Mesela, Yeni Anayasa Çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

-Ülkemizde ise iç politikalardaki kısır döngüler her zaman olduğu gibi bu yılda devam etmektedir. Seçim meydanlarında siyasilerin vaat ettiği Sivil Anayasa beklentisi devam etmektedir. Bildiğimiz kadarıyla Meclis Başkanlığının başkanlığında dört partinin seçtiği vekillerden müteşekkil bir heyet tarafından yeni Anayasa çalışmalarının olduğudur. Ancak şu ana kadar pek mesafe almadıklarını, yine oy kaygısı ile çalışmaların sekteye uğratılmaya çalışıldığını basından takip ediyoruz.Üzülerek ifade etmeliyim ki yeni Anayasa beklentilerinin had safhaya çıktığı bu zamanda oy kaygısı ile heder edildiği bir durum ile karşı karşıyayız.

 

Aslında Anayasa yapma hakkı üç beş kişinin tekelinde ve iki dudağı arasında olmamalı madem yapılan yasa Anayasadır. Öyle ise bütün halkın,uzman kişilerin,sivil toplum örgütlerin görüş ve düşüncelerine yer veren ve  halkın beklentilerini cevap veren,talepleri karşılayan Özgürlükçü, bir Anayasa olmalıdır.

           

-2012 Yılında Ülkemizin en önemli ikinci sorunu nedir acaba?

 

Ülkemizin en önemli ikinci sorunu ise;Anayasa ile bağlantılı olarak söyleyebileceğimiz  Terör   ve güneydoğu sorunudur.Neden Anayasa ile bağlantılı olduğunu söylemeye gelince ;Hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı ,ikinci sınıf vatandaşların kasıtlı olarak türetildiği, ötekileştirmenin olduğu bir ülkede terör kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.Otuz yıldan beri devam eden terör belası adeta ülkemizi her yönden kuşatmış durumdadır.

 

-Peki, şu an içinde bulunduğumuz süreç itibariyle  terör konusunda sona yaklaştık diyebilir miyiz?

 

Bu güne  kadar yanlış yaklaşımlar,yok sayarak ,inkar ve asimilasyon politikalarıyla adeta terörü tırmandırma girişimleri!!! bir türlü olumlu sonuçlar vermemiştir.

Bu sorunun varlığını kabul ederek, sorunun çözümü noktasında çalışmalar yapmak zorundayız. Tek taraflı bir çözümün olamayacağını da bilmek zorundayız.İki de bir çıkıp Silahlar sussun demekle bu işin olamayacağı aşikardır.Esas önemli olan silahların susmasını sağlayacak sosyal ve siyasal gelişmeler doğrultusunda ortamların oluşturulmasıdır.Siyasal güç kendini tek egemen güç olarak görerek elindeki tüm güçleri seferber ederken bir barış sürecinden bahsetmesi söz konusu olamayacaktır.Bu durum tarihte gördüğümüz İngiliz politikasından başka bir şey değildir.Bir taraftan barış elçilerini gönderirken ,diğer taraftan tüm silahlarıyla tetikte beklemek çözüm adına olumlu sonuçlar doğurmayacaktır.

 

Öbür cenahtan baktığımızda timsah gözyaşlarını döken , dökülen kanları kendi hesaplarına yatırılmış bir banka hesabı olarak gören iki yüzlü kesim ve kişilerle de bu iş çözülemeyecektir.Samimiyetten uzak adeta kan dökmeyi,kadın,çocuk ,yaşlı demeden öldürmeyi reva ve hak olarak görenlerinde  hiçbir zaman hak mücadelesini yapamayacaklarını da bilmeleri gerekir.Evet haklı olabilirsiniz ama hakkınızı da haklı ve doğru bir mücadele yoluyla almak gerekir.

-Terör ile bağlantılı olarak başka  çıkar grupları mı var acaba?

 

- Dünyanın neresinde görülmüş hak başkalarını mağdur ederek,katlederek alınmış,masum ve sivil vatandaşların kanı dökülerek alınmış.Tabi esas sorun zihniyetlerinde terörü bitirmek istemeyenlerdir olmasıdır..Çünkü onların rant kapısı terördür.Bunlar dışarıda başta İsrail  ve  ABD olmak üzere Batılı devletler ve  onların içerdeki taşeronları ve maşaları olan terör örgütleridir.Görünürde farklı olsalar da, zıt kutuplarmış gibi görünseler de son olarak şahit olduğumuz  Örgütlerinin içinde sağdan ve soldan insanların olması bunun en açık göstergesidir.Çünkü iki  farklı zihniyetinde kesiştiği konu varlıklarını devam ettirme ve menfaatlerinin aynı noktada birleşmesi ve doğal olarak sisli ortam olan terör ortamından faydalanmalarıdır.

Ülkeyi meşgul eden gündem Ergenekon ve KCK davaları ise ülkeyi başka bir çıkmaza götürüyor.Siyasi partilerden bir kesim bu örgütleri terör örgütü ve uzantıları olarak değerlendirirken ,diğer kesimler ise mağdur ve mazlum olduklarını iddia ederek avukatlığına ve savcılığına soyunuyorlar.Bu durum çelişkiler yumağından başka bir şey değildir.

Devam eden yargı sürecini  de göz önünde bulundurarak  bir şeyler söylemenin çok doğru olmadığı kanaatindeyim ,ancak tüm bu faili meçhulleri,darbe planlamalarını,  halkı hizaya getirme ve ezme çabalarını da görmezlikten gelmemiz söz konusu olamaz.

 

-12 Eylül’ün  yargılanması için ne düşünüyorsunuz?

 

-Bizler Memur-Sen  ve Eğitim Bir Sen olarak sürecin başından beri takipçisi olduk.Anayasa Referandum sürecinde tüm darbe mağdurlarının iade-i itibarlarını kazanmaları ve darbe girişiminde bulunan ,  darbe faillerinin kim ve ne olduğuna bakılmadan yargı önüne çıkmaları için var gücümüzle ortak akıl mitingleri düzenleyerek ,demokrasi mitingleri yaparak ,yetmez ama evet diyenlerdeniz.Referandum sürecinde evet’i kendimiz için,milletimiz için ,darbe mağdurları için ve bir daha annelerin ağlamaması için istedik ve bu yöndeki düşünce ve kanaatimiz doğrultusunda evet dedik.

Allah’a Hamd olsun daha önce bir eri  hakim karşısına getirmekten aciz yönetimlerden  bugün kim olursa olsun yanlış yaptığında yargı karşısına çıkartılabiliyorsa  ,Demokrasi ve insan hakları konusunda ne kadar mesafe aldığımızın en açık göstergesidir.

Bizler 12 Eylül,28 şubat Post modern darbe yapanların ,Ay Işığı,Eldiven 27 Nisan E-Muhtıra  adı her ne olursa olsun  Milletin kafasına balyoz indirerek hizaya getirme gayreti içinde olanların yargı önüne çıkartılarak, bu millete hesap verme mecburiyetlerinin olduğunu  düşünüyoruz.Aynı zamanda geciken adalet adalet değil diyoruz.Bir an önce gerekli soruşturmaların açılarak dava süreçlerinin başlatılmasını ve ivedilikle sonuçlandırılmasını bekliyoruz.

 

-         2012 yılını Ekonomi açısından  değerlendirirsek nasıl bir tablo ile karşı karşıya  kaldık?

 

-Dünyanın küçük bir köy olduğunu düşünürsek ,küresel  sermaye ve rant kavgaların olduğu ,herkesin pastadan pay kapmaya çalıştıklarına şahit oluruz.

Başta Amerika ve Avrupa ülkelerinde ekonomik krizlerin baş gösterdiği bir yıl oldu diyebiliriz.

Ülke olarak da dünyadaki  ve çevremizdeki olaylardan etkilenmemek mümkün değil, Hükümetin ekonomik kriz teğet geçti lafına  paralel olarak ekonomik kriz bizde de etki yaptı.Hükümet sürekli ekonomik krizleri  bahane ederek çalışanlara büyümede pay vermeyerek elindekiyle yetinmeyi reva gördü.

Ekonomik kriz bahaneleri direkt ve endirekt olarak eğitimi de vurdu.Öğretmen alımlarında ve çalışanlara verilecek zam oranlarını çok aşağılarda tutarak istikrar ve kriz mağdurlarını oluşturdular.Bu anlamda eğitim çalışanları OECD ülkelerinin ortalamalarının altında bir  parayla çalışmaya mahkum edildi.

Hükümetin her platformda ülke olarak büyüdük ,zenginleştik laflarının gerçek anlamda çalışana ve halka yansımasını istiyoruz.Büyümede Çin’den sonra en hızlı büyüyen ülke olduğumuzu ve Avrupa’nın ise en hızlı büyüyen ülkesi  olduğu varsayımını kabul ederek ekonomideki bu pembe ! tablonun çalışanlara bir an önce yansımasın istiyoruz.

Maliye Bakanı Sayın Mehmet ŞİMŞEK’İN Memurlara verilecek zam oranının 1 puan artırılmasına ilişkin biz Yunanistan’a döneriz ,sözünü  doğru ve haklı bulmadığımızı bir kez daha belirtmek isteriz.Bizler Memur-Sen  olarak çalışanların her türlü ekonomik hakkının sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve hak edilen ücretlerin çalışanlara ödenmesi için var gücümüzle çalışacağımızı belirtmek isterim.

 

 

 

 

-         2012 yılını Eğitim-Öğretim açısından değerlendirebilir misiniz?

 

-         Eğitim –Öğretim’i değerlendirirken “Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmek gerekir. Bunu da birkaç açıdan değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

 

-         Hangi başlıklar olabilir?

 

-Başta vesayetin deşifresi olarak düşünebiliriz. İlk olarak darbe ürünü anlayışların zaman içerisinde izlerinin silinmesi çabalarını gördük.Üniversiteler başta olmak üzere Başörtü mağdurlarının haklı taleplerinin karşılandığını  görmek ,katsayı engelinin kalkmasını görmek bizleri oldukça memnun etmektedir.Bunun yanında Okullar kışla değildir.Asker kışlaya diyerek Milli Güvenlik derslerine artık askerlerinin girmemesi ve Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması oldukça yerinde bir düzenlemeydi.

 

-Sizce 2012 yılı içerisinde  Eğtimde En önemli Yenilik ve değişim Nedir?

 

Yukarıda açıklamalarımızın devamı niteliğinde olacak ,dediğim gibi daha önce 28 Şubat’ın bizlere dayandırdığı 8 yıllık kesintisiz eğitimin ortadan kaldırılarak 4+4+4 halinde kesintili hale gelmesi ve darbe izinin giderek silinmesi bu yılın en önemli yeniliği ve değişimi idi.

 

-Sizler Eğitimde 4+4+4  hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

-Eğitim –Bir_Sen olarak Milli Eğitim Şurasında bu konudaki çalışmalarımızı tamamlamış ve görüşlerimizi şurada dile getirmiştik. Şurada alınan karar gereği daha sonra da  bakanlık ilgili düzenlemeleri yasalaştırarak birkaç değişiklikle 4+4+4 ‘ü yasal hale getirdi. Evet bizler Eğitim –Bir-Sen olarak 4+4+4 kesintili eğitimi savunuyorduk Çünkü Eğitimin kesintili hale gelmesi demek bir anlamda öğrencinin ilgi, istidat ve kabiliyetinin de ortaya çıkması demekti.Bu anlamda uygulamalarda eksikliklerin olduğunu düşünüyoruz.

Zaman içerisinde Güzel sanatlar ortaokulu,Spor orta okulları hatta ilkokulları ,Görsel Sanatlar Ortaokulları’nın da açılmasını ve öğrencilerimizin  kabiliyetlerinin erken yaşlarda  keşfedilerek yönlendirmelerinin yapılmasını bekliyoruz.

Öte taraftan 28 Şubat’ın bize dayattığı 15 yaşına kadar öğrencilere Kur’an-ı Kerimi öğreneme ve öğretememe garabeti ortadan kalkmış oldu. Çünkü daha önce çocukların yaz tatili dahil 15 yaşına gelmeyene kadar Kuran öğrenmeleri yasaktı.4+4+4 ile Öğrencilerden isteyenlere 4.sınıftan itibaren Kuran-i Kerim  ve Hz: Muhammed’in Hayatı dersi verilebilir. Böylece çocukların erken yaşta Kuran-ı Kerimi ve Kendi peygamberlerini öğrenmelerinin yolu açılmış oldu.

Eğitimdeki önemli gelişmelerden biride “Devletin kendini aşması oldu.Daha önceki zihniyetlerin  yok saydığı ,ötekileştirdiği ,hor gördüğü Kürtçenin  ve diğer lehçelerin seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmasıdır.Bu konuya insan hakları bakımından yaklaştığımızı ,Doğuştan gelen  bir hak olduğunu ,bu güne kadar insanların bu haktan mahrum  bırakmalarının doğru olmadığını düşünüyorum.Ülkemizde çok az İngiliz yaşadığı halde İngilizce serbest ve zorunlu iken  Milyonlarca konuşanı olan Kürtçenin yasaklanmasının akılla izah edilir bir tarafının olmadığını düşüyorum.Gecikmiş de olsa kazanılmış temel haklardan birisidir ve biz bu hakkı önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.

.

 

 

Diğer bir hususta ;Halkın malı olan kaderlerine terkedilmiş Mazlum İmam-Hatip okullarının önündeki katsayı engelinin kaldırılması ve İmam Hatip Orta Okullarının önünün açılması oldu.Bu konuda da Halkın sesine kulak verildi ve bu yenilikler bizleri de mutlu etti.

 

-Bakanlığın Başka çalışmaları var mıydı?En çarpıcı olanı sizce hangisi idi.?

 

Bakanlığın güzel olan projelerinden birisi de FATİH projesidir.Eğer bu proje hızlı bir şekilde uygulamaya konulursa çok faydalı olacağı kanaatindeyim.Burada da önemli olan  Program uygulayıcılarını ciddi bir şekilde eğitmek, gerekli alt yapıları oluşturmaktır.Bu başarıldığı taktirde çok faydalı bir proje olacağını düşünüyorum

Yarım kalan süt projesi ise halkı ve öğrencileri tatmin etmedi.Umarın yeni yılda daha kapsamlı bir proje yapılır

 

-2012 Yılını Eğitimin en önemli bileşeni “Öğretmen” açısından nasıl buldunuz?

 

Evet sizin de ifade ettiğiniz gibi eğitim üç sacayak üzerinde durur.Bunlardan biri öğrenci,diğeri veli üçüncüsü ise öğretmen ve eğitim çalışanlarıdır.

Bunlardan hangisini eksik bırakırsanız eğitimi ciddi anlamda eksik bırakmış olursunuz ve istediğiniz hedeflere ulaşamazsınız. Bakanlık olarak unutulan nokta burası sadece Öğrenciyi veya sadece Veliyi öne çıkartarak sorunları çözmeniz mümkün değildir.Burada öğretmen ve eğitim çalışanını gözden çıkararak adeta yok sayarak ,başarı yakalamamız söz konusu olamaz.Bizler  Hükümetten ve Bakanlığımızdan en az bir FATİH projesi kadar ,bir bilgisayar kadar Öğretmenlerine  de değer vermelerini  bekliyoruz.Velim’i üzeni bende üzerim diyen Sayın Bakanımızdan Öğretmenimi üzeni bende üzerim açıklamasını beklemek en doğal hakkımızdır.Bir diğer taraftan öğrenciler için her türlü fedakarlık yapılırken her alanda özgürlük sağlanırken başta kılık kıyafet olmak üzere aynı özgürlüklerden öğretmenlerini mahrum bırakmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Sağlık Bakanlığından Doktorumu üzeni  bende üzerim. Doktoruma uzanan el bana uzatılmış ve beni karşısında bulur sağduyusunu bizde Sayın Bakanımızdan bekliyor ve umut ediyoruz.

Eğitim-Öğretimin en önemli bileşeni olan öğretmenlerden yaklaşık 250 bin’i atama beklerken diğer taraftan 160 bin öğretmen açığının olması çok ilginçtir. Eğitimi ekonomi endeksli düşünerek öğretmen atamalarının yapılmayarak birçok yetişkin gencimizin psikolojisinin bozulmasına sebep olma başka bir garabettir. Hükümetin politikalarını belirlerken en önemli önceliğini eğitime vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bir ülkenin gelişmişlik göstergesi eğitim ve adalete verilen değerledir. Bir yerde adalet yoksa, eğitimden de bahsedilmiyorsa o ülkenin geliştiğini iddia etmek abesle iştigaldir. Gençlerimizi daha üzmeden, çocuklarımızı da öğretmensiz bırakmadan günü kurtarma politikalarıyla  ülkeyi dönüştürmek,değiştirmek ve ilerletmek mümkün değildir.Temennimiz bu yanlıştan  biran önce dönülmesi ve öğretmenlerimizin atanmasının yapılmasıdır.

Diğer taraftan devlet Memurları içerisinde en düşük ücretle çalışan öğretmenlerin moral ve motivasyonu bozulmuştur. Sayın Bakan ve Başbakanın bizleri değerlendirirken az çalıştığımızı ,  açgözlü olduğumuzu göstermeleri, toplumun nezdinde küçük düşürmeye çalışma gayretleri onurlarımızı ve çalışma şevkimizi kırmıştır.

Eşit işe eşit ücret ilkesiyle çıkartılan düzenlemede öğretmeni ek ödemede dışlamaları eğitim çalışanlarını üzmüştür. Başbakanın Öğretmenleri değerlendirirken muadil olarak bir memuru göstermesi (memuru küçük gördüğümüzden değil)  bizleri derinden üzmüştür.Öğretmenlik mesleğinin onurunu ve saygınlığını  zedelemiştir. Öğretmenlik mesleği kıyaslanacaksa hiç olmazsa kıyaslanacak bir meslek varsa oda Avukat,Hakim,Savcı,Mühendis, Doktor olmalıydı diye düşünüyorum. Çünkü biz öğretmenler geleceğe yeni nesiller yetiştiriyoruz Oysa  mensup olduğumuz dinimiz ilme ve ilim öğretenlere en yüksek değeri vermiştir.Hz. Ali’nin Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum sözüyle,Hz. Muhammed (S.A.V) ‘in Bedir savaşı sonrasında esir aldığı müşrikleri on kişiye okuma yazmayı öğretmeleri karşılığında serbest bırakması ilme verdiği  değeri açık bir şekilde göstermektedir..

Sadece öğretmenin fiilen girdiği 6 saatlik ders saatini  esas alması ,ders dışı çalışmaları,derse hazırlanmaları, nöbet tutmalarını,  yazılı  ,proje ,performans okumaya  ayırdığı zamanı adeta hiçe saymaları öğretmenlik mesleğine ciddi bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.Çünkü İşini evine götüren tek mesleğin öğretmenlik mesleği olduğu da unutulmamalıdır.

 

2012    yılında uygulanmak üzere öğrenci kılık kıyafetindeki değişiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

-         Bakanlığın bu konudaki uygulamalarını doğru bulduğumu belirtmek isterim.Tek tip insan yetiştirme çabasının bir göstergesi olan tek tip kıyafet dayatmasının son bulması ,İmam Hatiplerde tüm derslerde ,diğer okullarda  Meslek derslerinde Başörtüsü yasağının kaldırılmasını olumlu bir adım olarak görüyoruz.Bu özgürlük kapsamının çalışanları da kapsayacak şekilde daha da genişletilmesini bekliyoruz.

 

-         Son olarak   2013 yılı için eğitimde beklentileriniz nelerdir.?

 

Sonuç olarak eğitim çalışanları açısından 2012 yılının pek verimli geçmediği  aşikardır. Bakanlığın personeline bakışı açısından da çok olumsuz bir yıl  olmuştur.

2013 yılından  beklentimiz ise maddi olmaktan öte hiçbir koruması olmayan şiddet mağduru (psikolojik ve fizyolojik) öğretmenlerin moral ve motivasyonun bir an önce düzeltilmesidir.

Eğitimde çağ dışı yaklaşımların ve darbe ürünü kurum ve kuruluşların son bulmasını  diliyoruz.

2013 yılında beklentimiz Bakanlığın güzel görmeyen bakış açısını  düzeltilmesidir. Çünkü Bakışını düzeltmek yerine baktığını düzeltmeye kalkan yamuk bakışlılar, eline geçen her şeyi dümdüz ederler .

Güzel görmeyen güzel düşünemez. “Güzel gören ,güzel düşünür ve hayatından lezzet alır” diyoruz.

 2013 yılının tüm dünyaya ülkemize ve eğitim camiasına hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.

 

             Haber Ahmet ERKUT

Bu haber toplam 2688 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.