ÖLÜMÜN RENGİ / Köşe Yazısı - İrfan ALTINTEL

5.2.2015 11:17:20
İrfan ALTINTEL

İrfan ALTINTEL

Yaşamlarımız masallardaki öyküler gibi…
Bir varsın bir yoksun, ölüm zamansız, habersiz ve randevusuna hiç geç kalmayan sadık bir emanetçi.
Ölüm takdir ile gelirse sabır ve sebat etmek, iman farzımız.
Ancak ölüm insandan insana sebepsiz ve zulüm ile gelince kabullenilmesi zor ve hatta imkânsız.
Hayli zamandır Ortadoğu’da analar ölüm ağıtlarıyla uyutur oldu çocuklarını.
Bazen bir babanın ardından evladı, bazen bir evladın ardından anne ve babalar yudum yudum acıyı yudumlamakta.
Bir sebebe tutunamadan öylece hayatlar namlu uçlarında kayıp gidiyor çaresiz…
Farklı coğrafyalarda ve farklı toplulukların birer mensubu olarak doğmak bizim irademizin dışında tecelli eden bir durum.
Bu böyle olmakla beraber içinde yaşadığın coğrafyanın tüm sorumluluklarını yüklenmek zorunda bırakıldığın yer Ortadoğu’ dur.
“Nasıl yaşarsan öyle ölürsün” derler ya
Bu söz, artık Nerde yaşarsan öyle ölürsün ile değiştirilmeli galiba!
Mesela Paris’ te bir dergi çalışanı olarak ölürsen dünya liderleri ile sokaklarda yasın tutulurken,
Aynı ölüm Ortadoğu’ da yüzlerce cesetle Anne ve Babaların gözyaşlarında kuruyor.
Ölüm orada küçük yavruların yanaklarından süzülen yaşlara karışan hüzünlerle düşüyor toprağa.
Bir ana feryat ederek
Bir çocuk masumiyetiyle ve sessizce
Bir baba toprağı tırnaklarıyla sıkarak gömülür oralarda…
Ve güneş doğarken, geceden gömülen cenazeler üstüne, ölümün yası Paris’ te tutulur ASİLCE!..
Ölüm kelimelerle nasıl tarif edilir, tek bir cümle nasıl yüklenir onca acıyı, ölüm bir küçük kardeşi n yokluğunu nasıl anlatır bir diğerine?
Tanık olmak zor, görmek 10 yaşında bir ablayı sarılırken 3 yaşında bir tomurcuk bedene. O hüznün kelimelerde yok bir karşılığı.
Sadece gözyaşı, gözyaşları sadece yüklenirken, onlar da duramaz düşer öylece topraklara.
Sonra, sonra ölüm katır sırtlarında ceset olur ağıtlara karışır o uzaklarda.
Sonra Rojova olur çığlık çığlığa!
Ve Suriye’ de donuklaşmış gözlerde beyaz acıya bürünür ölüm.
Ve ölüm Filistin olur, cansız çocuklara sarılmış annelerin koynunda…
Katliam ismini Ortadoğu toraklarında buldu birkaç liderden imzalı A4 kâğıtlarında.
Kurnaz hilelerle tüm İslam âlemini ateşe salanlar, gülümseyerek yürür Paris meydanında.
Filistin’ de 90,000 insan, Libya’ da 25,000 insan, Suriye’ de 27,000 insan, Rojova’ da 15,000 kişi, Tunus’ ta 250 kişi, Mısır’ da 840 kişi, Yemen’ de 200 kişi, Bahreyn’ de 30 kişi
160 000 insan bu topraklarda kirli öfkelerin, iğrenç pazarlıkların kurbanı oldu.
Sonra bir gün Fransa’ da 12 kişi öldü.
Biz o hayatlara da yandık tetikleri ateşleyenleri de kınadık.
Ama yüz binlerce ölüme seyirci kalanlar katillerle kol kola girince vicdanlar sustu, adalet utandı.
Ne dinler ayrı kaldı, ne mezhepler.
Ne katil ayrı kaldı, ne maktul.
Ne dost kaldı ayrı, ne düşman o safta.
Ölümler bizim koynumuzdayken, yaslar tutuluyordu Paris meydanında.
Ölüm siyah yahut gri bir renk galiba!
Galiba ölüm acı ve yutkunması zor bir yudum damakta.
Keder ve hüzün dolu bir karanlık ölüm, buralarda.
Orda renkli çiçeklere sarılan cenaze bizim değil lakin onlar beyaz karanfillerle taşınmakta omuzlarda!
Ve ölüm ve ölüm sustu. BAK, Sessizlik oldu, sonra kendinden utandı… Utandı ölüm…

“ Mal cimride Silah korkaklarda Karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur”
HZ. EBUBEKİR

 

Bu yazı toplam 1532 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.