HUZUR ASLINDA BİR ADIM… / Köşe Yazısı - Ahmet ÖZELMİŞ

21.7.2014 01:07:51
Ahmet ÖZELMİŞ

Ahmet ÖZELMİŞ

İnsan olarak bizi eşrefi mahlukatın en üstüne çıkaran özelliğimizdir aklımız. Ya onu kullanacak meleklerin bile secde ettiği o makama ulaşacağı ya da aklımızı bir kenara bırakıp hayvanlardan daha aşağı bir tabakaya düşeceğiz. Akıl düşünme sorgulama yetisi değil midir?

Öyleyse neden eylemde bulunurken melekelerimiz tıkanıyor ve kişisel çıkarlarımız ön plana çıkıyor? Neden sahip olduğumuz bu en değerli yetimizi kullanarak toplumsal huzuru sağlamak yerine, nefsani duygularımıza yenilip kutuplaşma yolunu seçiyoruz.

Aslında kiminle oturup konuşsan aramızda ki fitne fesatlıktan dedikodudan dem vurmakta, bizleri birbirimizden uzaklaştırdığından, eskiden böyle olmadığından şikayet etmekte. O halde sorun aslında bireysel değil birazcık toplumsal. Ancak çözümü bireyden geçiyor. Öncelikle toplumsal barış ve huzur için en başta gereken şey birazcık hoşgörü… Herkesin aynı düşünceye sahip olması mümkün mü? Değil. Öyle olsa yaratılmazlık herhalde.

Yüce Allah bizleri yaratırken farklılıklarımızla yaratmıştır. Bu farklılıklarımız en büyük zenginliğimiz değil midir? İşte hoşgörü bu noktada devreye girmeli. Karşımızdakini olduğu gibi kabul edebilme, fikirlerine saygı duyma, düşüncesini benimsemesek de onun düşüncesine değer verebilme cesaretini göstermeliyiz. B. Russell’in dediği gibi ‘düşüncelerine katılmasam da onları savunma özgürlüğünü sonuna kadar destekliyorum.’ Peki biz bunu kendimize hayat felsefesi yapamaz mıyız? Elbette yapabiliriz. Şu kısacık ömürde ve şu daracık toprak parçasında paylaşamayacağımız ne olabilir ki? Biraz karşılıklı anlayış, biraz koşulsuz sevgi ve birazcık hoşgörü aslında hepsi o kadar.

Peki neden biz bunu başaramıyoruz. Aslında cevap çok basit. Öncelikle dünyanın merkezinde biz varız anlayışını bir tarafa bırakalım. İnsan olduğumuzu ve insan olmanın hatalardan ibaret olmak olduğunu unutmayalım. Sonra karşımızdakine çıkarsız, art niyetsiz yaklaşalım. Birine bir işimiz düşer diye değil, Allahın selamı olduğu için selam verelim. Birinin makamına göre değil, birinin altında ki arabanın markasına göre değil ya da birinin giydiklerine göre hiç değil; insan olduğu için değer verelim.

Aslında tarihimizde bunu çok güzel yapan, uygulayan o kadar düşünürümüz var ki. Yaratılanı severim yaradandan ötürü diyen bir Yunusumuz, ne olursan ol gel diyerek en büyük hoşgörü kaynağını göstermiş olan Mevlanamız yok mu… Sonra oturup karşımızdakini dinleyelim. Anlamaya çalışalım. Ve belki de aynanın karşısına geçip kendimizi eleştirelim biraz. Aynadan kendimizi görelim en çıplak halimizle. Önyargılarımızı bir tarafa bırakalım. Einstein önyargıların kırılmasının atomun parçalanmasından zor olduğunu iddia etse de gelin o atomu parçalayalım.

Belki de en önemlisi; bilmediğimiz konularda ahkam kesmenin bir anlamı yok. Ne kadar az biliyorsak o kadar şiddetle savunma ve konuşma hastalığından kurtulalım. Bunu başarabildik mi göreceğiz ki huzur aslında bir adım…
 

Bu yazı toplam 7959 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
gariban
27 Mart 2015 Cuma 23:24
23:24
Çok iyi bir tespit.ancak bu yazdıklarınız İslamın tamamen uygulanması hayata hakim olması ile olur sadece dilde kalması sayın hocam daha güzel olmaz mı
selim avcı
26 Temmuz 2014 Cumartesi 12:32
12:32
ne güzel demişsiniz hocam yüreğinize sağlık
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.