GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ BİLEMEZ / Köşe Yazısı - Nevzat YİĞİT

1.3.2015 21:32:30
Nevzat YİĞİT

Nevzat YİĞİT

Geçmişin hatalarından ibret almayan bir toplum, o hataları tekrar yaşamaya mahkumdur. (Goethe)
Bugün 28 Şubat …
28 Şubat ülke tarihinin karanlık bir sayfası…
28 Şubat'ın 14. yıldönümünden 1 gün önce ,28 Şubat’ın Mağduru “Savunan adam” ve “Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar,” diyen Merhum Erbakan Hoca’nın vefatı.(Allah Rahmet Eylesin)
Aradan 18 yıl geçti ..
Ama ne acıdır ki tarih tekerrür ediyor. tarih belki 28 şubat değil ama yaşananlar benzer şeylerdir.
İbn-i Haldun “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” diyor ..
Ne kadar da haklı değil mi? .
Biraz daha geriye gittiğimizde yine benzer sahnelere tarihin sayfalarında çok rastlarız.
Türkiye tarihi darbeler tarihidir. Türk siyaset geleneğinin en belirgin özelliği ise militarist, seçkinci bir karakter taşıması ve sivilleşememiş olmasıdır. Kadim Türk devletleri (Orta Asya'da kurulanlar) ordu devletleridir. Zaten darbeler de demokrasi için yapılır(!), sözüm ona demokrasiye demokrasi için ara verilir. Bu durum Kur’an da ;kendilerine yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde ,biz sadece ıslahatçılarız(ıslah edicileriz )derler.Aman dikkat kesinlikle onlar fesatçıların ta kendileridirler ;ama bunun farkında dahi değiller.(Bakara suresi 11-12)
Kahramanlar farklı olsa da argümanlar ,sahneler ,oynanan senaryolar hep aynıdır.
İLK DARBE
Jön Türkler bu ittifakla 30 Mayıs 1876'da Abdülaziz'e karşı bir saray darbesi gerçekleştirirler. Mithat Paşa önderliğinde gerçekleştirilen bu ilk darbe "darbelerle gelen anayasalar" geleneğinin başlangıcıdır.
…Cumhuriyet tarihinde de bir çok darbeye ve darbe teşebbüslerine rastlanır.
14 Mayıs 1950'deki seçimlerde DP 408, CHP 69 sandalye kazandı. Darbe söylentilerine rağmen iktidar el değiştirdi. Celal Bayar Cumhurbaşkanı , Adnan Menderes Başbakan oldu.
27 Mayıs 1960
DP iktidarına karşı öğrenci eylemleri başladı. CHP gençlik örgütleri İstanbul ve Ankara'da gösteriler düzenledi. Hükümet İstanbul ve Ankara'da sıkıyönetim ilan etti. Darbe söylentileri karşısında kendi konumunu güçlendirmek için Menderes halka döndü. Güçlü olduğu Ege Bölgesi'nde mitingler düzenledi. Ankara'ya döndüğünde harp okulu öğrencilerinin gösterisi hükümetin prestijine ağır darbe vurdu. Harp Okulu öğrencilerinin gösterisi üzerine hükümetin bir soruşturma başlatarak darbe planlarını ortaya çıkartacağından korkan cunta erken davranarak 27 Mayıs 1960'da darbeyi yaptı.
Sonuç:
Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edilmesi. Evet ülkede Başbakanların ve Bakanların idamı ile sonuçlanan darbeler..
Oynanan oyun ve senaryo yine aynı.Başbakanı ve Hükümeti Halkın gözünde itibarsızlaştırmak,aşk ve yolsuzluk hikayeleri ...
12 Mart 1971…
12 Mart 1971'de ordu Komutanları Demirel'e bir muhtıra verdiler.. Resmi ideoloji açısından tehlikeli görülen muhafazakar ve İslam eğilimli Milli Nizam Partisi ve sosyalist eğilimli Türkiye işçi partisi kapatıldı ,bir çok özgürlük alanlarında kısıtlamalar oldu.
12 Eylül 1980
Yine ordu komutanları yine darbe teşebbüsü..Önce ülke suni kaos içerisine sokularak sağ ve sol gruplar arası çatışmalar yaşandı.Yine demokrasi adına Kenan Paşa Hükümete el koyduğunu açıkladı. Kenan Paşanın adaletiyle (!)bir sağdan bir soldan sözde adalet olsun gençleri astığını itiraf ediyordu.Darbeyle birlikte anayasa değişikliği de geldi.Hala kambur olarak taşıdığımız 82 Anayasasıyla toplum yeniden dizayn ediliyordu.
Bütün bunlar 82 Anayasasıyla yasalaştı.Arkasından nice gözü yaşlı anneler,babalar ve yetim çocuklar bıraktı .
28 Şubat 1997 Post Modern Darbe
28 Şubat MGK Bildiriyle Post Modern darbe olarak duyduğumuz bir darbeyle karşı karşıya kaldık.Refah Partisi ve Genel Başkan Merhum Necmettin Erbakan yönetimden uzaklaştırılarak ,yerine cuntacı hükümet kurulmuştu.Generallerin eli , sivil(!) toplum örgülerinin desteği ve uzantıları medya patronlarının marifetiyle bir hükümet daha devrilmiş oldu.28 Şubatın kahramanlarının (!) deyimiyle ;Siyasal İslamın sonu ! ,Bin yıl süreceği mantığıyla toplumun tüm değerleri ve dinamikleriyle oynanmış ve itibarsızlaştırma çabaları tüm hızıyla sürmüştü.
Hafızamızı yoklarsak;Refah Partisinin kapatıldığı,Erbakan Hoca’nın siyesetin dışına itildiği,İmam-Hatiplerin kapatıldığı,Başörtüsünün okullarda ve tüm kamusal alanlarda yasaklandığı,kesintisiz 8 yıllık eğitimin zorunla hale geldiği, Kur’an eğitimine ancak 15 yaşından sonra başlanabileceği,adeta Müslümanların öcü olarak göründüğü post modern darbe, arkasında bir çok acıklı hikayeler ,derin yaralar bırakarak sonuçlanmıştı. Sırf eşi başörtülü olduğu veya namaz kıldığı için ordudan atılan günahsız subaylar, Başörtüsü mağduru öğretmenler,memurlar ,karartılan umutlar ,gelecekler ,hayaller ve hayatlar….
Evet 18.yılını geride bıraktığımız post modern darbenin yıldönümü..Aynı zamanda Mağdur Erbakan’ın vefatının yıldönümü…Ne acıdır ki bunca yanlışa ,haksızlığa ve mağduriyete sebep olan darbenin destekçilerinden bazıları da Mütedeyyin Müslüman olarak darbecileri gazete manşetlerine taşıyıp ,ne kadar milliyetçi olduklarını, paşalara methiyeler dizerek mektuplar yolluyor ,hayırlı olsun manşetleri atıyorlardı. MGK kararlarını şura kararları olarak görüyorlardı.Rahmetli Erbakan Hocaya da “Sen beceremedin bırak artık diyecek kadar saflarını netleştirmişlerdi.Başörtü yasağı engelini de furuattır diyerek atlatıyorlardı.Millet vekili Merve Kavakçı’yı Başörtüsünden dolayı bu kadına haddini bildirin diyen dönemin Başbakanı Bülent ECEVİT’e şefkat ve merhamet kollarını açıyor ve şefaatini onun için kullanabileceklerini söylüyorlardı.Bu illegal yapı toplumun hassasiyetlerini bir tarafa bırakarak kendi menfaatlerini her şeyin önünde görüyorlardı.Geldiğimiz gün bunun en açık şahidi değil mi?.
Bin yıl devam edecek dedikleri post modern darbe kısa sürdü ve Teşebbüsçülerinin hayalleri böylece suya düşmüş oldu.
Ama her zaman olduğu gibi bu yenilgiyi hazmedemeyenler yine boş durmadılar.Ay ışığı ,Balyoz,Sarıkız ,Eldiven, vb. Darbe teşebbüsleri devam etti.Bu darbe teşebbüsleri olgunlaşmadan mevcut iktidarın dik duruşu ve halkın desteğiyle savruldu.
Gezi
Birkaç ağaç bahane edilerek hükümeti devirme planlarına dönüşen gezi eylemleri de sandıkla deviremediklerini sokaklarda devirme ve zor durumda bırakma çabalarıydı .İlk başta iyi niyetle yeşili koruma adına eyleme katılanların daha sonra niyetlerin farklı olduğunu anlayarak eylemlerden ayrılması ve kendi aralarındaki konuşmalarında hala anlamdınız mı mesele ağaç değil,asıl mesele bu iktidardan kurtulmak demeleri bunun en açık kanıtı değil miydi?
17 ve 25 Aralık
17 ve 25 Aralıkta itibarsızlaştırma ve küçük düşürme gayretleriyle yine yasal iktidarı yasal olmayan yollarla düşürme planları ve senaryolarına devam edildi.
Aslında saf değiştirmediği halde renk değiştiren mütedeyyinler yine devreye girmiş ve halkın karşısındaki safını almışlardı.Basın ve medyasıyla var gücünü kullanarak sandıkla gelen hükümeti ortadan kaldırma gayretine bu sefer iç ve dış güçleriyle birlikte girişmişlerdir.Eğer varsa ,kim olursa olsun ,Kim ki fakirin ,fukaranın ,milletin bir kuruşuna tamah etmişse millet olarak hakkımızı helaletmiyoruz..Ancak topyekun bir savaş başlatılarak yasal ,meşru ve halkın isteğiyle başa gelen iktidarın ancak yine sandık yolu ve halkın tercihiyle gitmesi gerektiğine inanıyoruz.
ÇATI
Bir çare olarak ortaya çıktıkları çatı aday bir başka girişim ve umutları oldu.Bir araya gelmesinin hayal edilmediği anlarda bile çatı aday için bir araya gelmiş nice gruplar.Seçim ve sandık olması gerekendi ve halk tercihini yaptı.Halk ÇATI adayını değil ÇAKI adayı tercih etmişti.Çatı temelden yoksun olduğu için kısa sürede çöktü .
6-7 Ekim
6-7 Ekim Sokak eylemleri yine başka bir handikaptı.Haklı olduğumuz her alanda meydana çıkarak sesimizi duyurma,haykırma hakkımız var.Ancak bir gecede binlerce kamu binasına, sivil vatandaşın evine ,aracına saldırarak ,talan edip ,yakarak zarar verme hakkımız yok.Mazlum ve Mağdur dini ,kimliği sorgulanmadan her ne şekilde olursak olalım yanında olmalıyız..Ama hak adına başkasına haksızlık yapma hakkımızın olmadığını da düşünüyorum.
Gözyaşı,kan ve savaşların eksik olmadığı coğrafyamızda ,savaşın yetimleri olan çocukları,savaşın mağdurları olan yaşlıları ve kadınlarının acısını yüreğimizde hissederek acılarına ortak olmak hepimizin insanlık görevidir.
…Ülkemizin zor süreçte geçtiğinin bilincinde olarak ; En azından bu tarihten sonra ülke tarihinin karanlık günlerden ,darbelerden kurtulması,demokrasinin ,insan hak ve hürriyetlerinin egemen olmasını diliyorum..
Son sözü ustalara bırakalım.
Cicero ‘nun “Gelecek, yorgun ve bezgin insanlara değil, rahatını terk edebilen, gayretli insanlara aittir .
Yine ; Şeyh Edebali’nin ifadesiyle ;”Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez” diyoruz.
Selam ve Dua ile…
 

Bu yazı toplam 1111 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sincik Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.